“Ama ben ne hissediyorum, anlamıyorum ki…” cümlesi size tanıdık geliyorsa, işte bu durumun psikolojideki adı aleksitimi olabilir. Kelime kökeni Yunancadan gelir: a (yok), lexis (sözcük), thymos (duygu). Yani kelime anlamıyla “duygular için sözcük yokluğu.”
Aleksitimi yaşayan kişiler duygularını tanımlamakta, adını koymakta ve ifade etmekte zorlanırlar. Yani sinirlendi mi, üzüldü mü, heyecanlandı mı… bunu fark etmekte ve anlatmakta güçlük çekerler.
Günlük hayattan örnekler:
- Arkadaşınız sorar: “Ne hissediyorsun?”
Siz: “Valla… yani… normal işte.” - Sevinç ya da üzüntü gibi yoğun bir duygu yaşadığınızda bile bunu kelimelere dökmekte zorlanırsınız.
- Çoğu zaman duygular bedensel şikâyetler olarak çıkar: mide ağrısı, baş ağrısı, yorgunluk…
Aleksitimi, aslında bir savunma mekanizması gibi de düşünülebilir. Zihin, yoğun duyguları kelimelere dökemez ve onları adeta bedenin sırtına yükler. Bu yüzden aleksitimi yaşayan kişilerde psikosomatik şikâyetler (yani psikolojik kaynaklı bedensel belirtiler) sık görülür.
Bu durum, sosyal ilişkilerde de sorun yaratabilir. Çünkü duygularını ifade etmekte zorlanan kişi, soğuk ya da ilgisiz gibi algılanabilir. Oysa mesele ilgisizlik değil, duygularla kelimeler arasındaki bağlantının zayıf olmasıdır.
İşin özü, aleksitimi “hissetmek var, ifade etmek yok” hâlidir. Neyse ki doğru destekle, terapi ve farkındalık çalışmalarıyla duygulara kelime bulmak mümkündür.