Hani bazen eskiden çok keyif aldığınız şeyler birden anlamını yitirir ya… En sevdiğiniz yemek artık iştah açmaz, kahkahalar boğazınıza takılır, hobileriniz “of, uğraşamam”a dönüşür… İşte bu hâlin psikolojideki adı anhedonidir.
Anhedoni, kısaca zevk alamama halidir. Normalde keyif verecek bir etkinliğin artık aynı etkiyi yaratmamasıyla kendini gösterir. Kahve tiryakisinin kahvesinden, müzikseverin şarkısından, film tutkununun sinema salonundan keyif alamaması… Bu durumun ardında genellikle depresyon başta olmak üzere bazı psikiyatrik süreçler vardır.
Günlük hayattan örnekler:
- Sevdiğiniz dizinin yeni sezonu gelir ama siz “sonra bakarım” deyip hiç açmazsınız.
- Arkadaşlarınız “hadi dışarı çıkalım” der, içinizden “ev daha cazip” diye geçirirsiniz.
- Çocukken çikolata için koşardınız, şimdi dolapta aylarca duruyor, eliniz gitmiyor.
Anhedoni, hayatı tatsızlaştıran bir durumdur çünkü motivasyonu da düşürür. İnsan bir şeylerden keyif alamayınca onları yapma isteği de azalır. Bu da sosyal ilişkilerden iş hayatına kadar birçok alanı etkiler.
Ama unutmayalım, anhedoni kalıcı olmak zorunda değildir. Doğru destekle, tedaviyle ve bazen küçük adımlarla eski keyiflerin tadı geri gelebilir.
İşin özü, anhedoni ruhun “benim pilim bitti” deme şeklidir. Neyse ki piller şarj edilebilir.