Jung’un arketipler dünyasında birbirine zıt ama birbirini tamamlayan iki figür vardır: Senex (Bilge Yaşlı Adam) ve Puer (Ebedi Genç).
Senex, disiplinli, otoriter, kuralcı ve bilge tarafımızı temsil eder. Hayatı planlayan, temkinli ilerleyen, sorumluluklarını aksatmayan, tecrübelerinden ders çıkaran yanımız… Kısacası içimizdeki “ak sakallı dede”dir.
Puer ise tam tersine, gençliğin enerjisini, özgürlüğünü ve hayallerini simgeler. Anı yaşamak, maceraya atılmak, kuralları yıkmak ve sınırsız hayal gücü onun alanıdır. İçimizdeki “Peter Pan” de diyebiliriz.
Günlük hayattan örnekler:
- İş yerinde “Yarınki rapor için akşamdan hazırlanmalıyım” diyen ses → Senex.
- Aynı anda “Yahu boş ver raporu, arkadaşlarla çıkıp eğlenelim” diyen ses → Puer.
- Biri size “sakin ol, mantıklı düşün” derken, öteki “risk al, fırsatı kaçırma” diye fısıldar.
Bu iki arketip aslında çatıştıkları kadar birbirini de tamamlar. Sürekli Senex’in hâkimiyetinde yaşamak, insanı katı, sıkıcı ve yeniliklere kapalı biri yapabilir. Sürekli Puer’in peşinden gitmek ise disiplinsizlik, sorumsuzluk ve hayal kırıklıkları doğurabilir. Jung’a göre ruhsal olgunluk, bu ikisini dengeleyebilmekte saklıdır.
Bir bakıma Senex, hayat yolculuğunda “fren”, Puer ise “gaz pedalı” gibidir. Biri olmadan diğeri işe yaramaz; ikisini birlikte kullanabilmek ise sağlıklı bir yolculuğun sırrıdır.