Çoğu kişi “libido” kelimesini duyduğunda aklına sadece cinsellik gelir. Freud’un bu kavramı ortaya atarken niyeti ise bundan çok daha genişti. Libido, insanın yaşam enerjisidir. Arzu, istek ve yönelimin ortak adı. Yani yalnızca “romantik” anlamda değil; öğrenmeye, üretmeye, keşfetmeye duyulan isteğin de yakıtı libidodur.
Freud’a göre libido, Eros’un (yaşam dürtüsünün) enerji kaynağıdır. Bir başka deyişle, bizi hayatta tutan, hareket ettiren ve hedeflerimize yönlendiren içsel güç. Eğer Thanatos (ölüm dürtüsü) bizi “durmaya” çağırıyorsa, libido tam tersine “devam et” der.
Günlük hayattan birkaç örnek:
- Yeni bir kitap okumak için duyulan merak → libido.
- Spora gitmek için kalktığınız o anlık enerji → libido.
- Sanat üretmek, müzik yapmak, yazı yazmak → libido.
- Ve tabii ki, aşk ve cinsellik → libido.
Libido, bazen yoğunlaşır ve belirli bir şeye odaklanır. Freud buna “kateksis” diyordu. Mesela bir öğrencinin tüm enerjisini sınavlara vermesi ya da bir gencin gözünü sevdiği kişiden başkasını görmemesi, libidonun güçlü bir şekilde yön değiştirmesidir.
Modern psikolojide ise libido, sadece Freud’un tanımladığı gibi cinsellikle sınırlı değil; motivasyon, merak ve hedef odaklılıkla da açıklanıyor. Yani aslında libidosu düşük olan birinin tek sorunu “romantik” hayatı değil, genel olarak hayata karşı motivasyonunun azalmasıdır.
En nihayetinde libido, insanın iç motorudur. Yakıtı bitince dururuz, depoyu doldurunca harekete geçeriz. Freud’un en çok tartışılan kavramlarından biri olsa da, hâlâ psikoloji literatüründe en çok konuşulanlardan biridir.