Freud, insanı anlamak için sadece karanlık tarafı (Thanatos) değil, aydınlık tarafı da açıklamak istemiştir. İşte o aydınlık tarafın adı Eros, yani yaşam dürtüsüdür. Basitçe ifade etmek gerekirse Eros, hayatta kalmamızı, üretmemizi, sevmemizi ve bağ kurmamızı sağlayan içsel enerjidir.
Ama burada “yaşam” derken sadece nefes alıp vermek kastedilmez. Freud’a göre Eros; aşkı, dostluğu, aileyi, öğrenmeyi, üretmeyi ve sanat yapmayı da kapsar. Yani hayatı yaşanır kılan bütün itici güçler bu dürtünün eseridir.
Günlük hayattan birkaç örnek:
- Yeni bir dil öğrenmeye çalışmak → Eros.
- Çocuğunuza masal anlatmak → Eros.
- Spor salonuna gitmek, sağlığınızı korumak → Eros.
- Arkadaşlarla kahkahalarla sohbet etmek → Eros.
- Birine âşık olup gelecek hayalleri kurmak → kesinlikle Eros.
Eros’un karşısında ise sürekli onunla çatışan Thanatos vardır. Biri yaşatmaya çalışır, diğeri yıkmaya. Biri “haydi ayağa kalk” derken, diğeri “biraz da boşver” diye fısıldar. İnsanın içindeki bu iki dürtü arasındaki denge, davranışlarımızın çoğunu şekillendirir.
Eros sadece bireysel yaşamı değil, toplumsal yaşamı da güçlendirir. İnsanların iş birliği yapmasını, birbirine bağlanmasını, toplumların kültür ve sanat üretmesini sağlayan enerji de bu dürtüden beslenir.
Kısacası Eros, Freud’un gözünde hayatın devamlılığını sağlayan motor gücüdür. Biz fark etmesek de, her yeni başlangıcın ve her umutlu çabanın arkasında onun imzası vardır.